OveroooOoooverO

City lights, I swear them bitches ain`t got over
Seeing signs, I gotta do something to move over
I waited too long, waited too long to let go that past
Basically I am over, her first
Yeah my vision blurred, the only thing I saw is her
What did I do wrong, fuck did I know,
She was changing such
I´ve got you, but really I don’t.
I see the sun
Thinking about you makes me blurred and gone
Is this Miami?
I am about to find myself
Thinking about we could have changed the past
Feeling like Miami
Where my sunset at, I am searching too, but seeing black
I guess it means its over
I can find it back, a different sun shining on my back
I guess I am finally over
Feeling like I should have gone,
When my friends said so
She was in love with you,
Think I thought that too,
Was in love with you
Wasted time, I´ve wasted time for too long
They just said I..
They just said I should change these songs
They just limit my path

Tam olarak bu oldu *yahu*.

Komik.

Artık umurumda olmaması daha da bi komik.

Bu durumda bunu buraya yazmam da ondan da komik.

Genel olarak komik bir durumun içerisinde kaldım yani.

Sonuç bu.

 

Twani Baks

Bir önceki yazıda alıntıda altı çizili yazılan kısım var ya son dizelerde. Onlar gerçek, cidden bak. Bir yere çıkmıştık inkredible arkadaşımla beraber müzik yapmaya (inkredible olmasının nedeni hala benim arkadaşım olarak kalabilmiş olmasından dolayı; kutluyorum onu) bir yere gittik. Mikrofon yok, 20-25 kişi var içeride, tamam çok dolu değil ama ilk sahne alışımız heyecanlıyız falan. Neyse gitarları bağlayacak sistem de yok, dışarıda takılır gibi çalıp söylüyoruz yani koskoca kafeye. Gırtlağımı yırtmıştım o gün, -niye yırttıysam- sesimi duyurmak için. Gerçi aşırı beğendiler orası ayrı. Neyse işte, günün sonunda 50-50 toplamda 100 lira almıştık. Kişi başı “20 bucks” dan bile az, ve gerçekten “all night” çalmıştık.

Kayıp

Son yazdığım yazıdan sonra VPN’le girmeyi denemeyin sakın, hoş sanki siteye giriyorsanız ne olmuş ki, hiç bir anlama gelmez ki bu,. Saçma sapan bi adamın, saçma sapan yazılarını değerli vaktinizden ayırıp okuyorsunuz, okuduğunuz şuradan biliyorum, geçen yazıda bahsetmeyi unutmuşum; ne kadar süre sitede bulunduğunuz da gözüküyor. Tabi eğer siteyi açık unutmamış olduğunuzu varsayıyorum. Neyse, bu site -fornicras.com- ne kadar süre daha yayında olacak biliyor musunuz? Çelikçi adında bir çelik konstrüksiyon firması batana kadar açık kalacak, nedenini sormayın. Ama onlar ödemezse hosting parasını, her yıl hostinge para veremem. Bu hikayede burada bitmiş olur. Çok şey kaybetmiş olursunuz işte o zaman, aslında şuanda da çok şey kaybettiniz, dedim ya okumuş olsanız zamanınızı, okumamış olsanız beni kaçırmış olacaksanız, ne kayıp ama.

Ne boktan iş.

Can I not lie
Only to you
Her pussy’s on my
My mind
Fuck this too

They see me leave
Into my old self
Into my old self

Breaking dawn
Fuck this host
20 bucks on that
All night show

J.O.Y. – Sines

 

 

Biliyorum

Biliyorum, bu yazıyı kimlerin okuduğunu da görüyorum, nereden, hangi browserdan girdiğini, hangi telefonu kullandığını, IP adresine kadar hepsini görüyorum. İçin rahat olsun İstanbul’da ki varlık, Tekirdağ’da var iki tane de, Ankara’da da görünüyor, e Kocaeli zaten var, Kütahya var, Çorum bile var. Hakikaten Çorum niye var? Ben Çorum’lu bir insan bile tanımadım, nasıl bir il bu, ismi mantıksız gibi gelmesine rağmen, bildiğin il olmuş adamlar. Neyse işte, en çok 27 Eylül’de giriş yapıldığını görüyorum, o da yetmezmiş gibi iki taneniz de ulaşmaya çalışmış ama boş bırakmışlar bazı şeyleri. Bunu neden yazdığımı da bilmiyorum ama siz  biliyor olmalısınız, biliyorsanız bana da söyleyin.

He bu arada, kendi sitesinde kendi reklamımı yapayım, şuana kadar o kadar hit almış websitesi belki ünlü oluruz, kavırlar, orijinal şarkılar, demolar, testler ne boku ararsanız buradalar, he hepsini de ben yaptım: soundcloud.com/fornicras

Çok da yetenekliyim yani.

Çok da mütevazi.

Ehe.

We can fuck too
We can vibe too
Fuck, I gotta write too
See me in the ocean
When I surfing to the end
I gotta vibe…
I gotta give a damn about you
You be thirsty all night
I gotta give a damn about you
Baby I’m done without you

J.O.Y. – Smoke

 

Bi’ Garip

Gerçekten bi garip. Ne olduğunu ben de anlamıyorum ama bi garip yani, karmakarışık. Ne olduğu belli değil, nasıl olduğu belli değil. Gelecek sene bu zamanlar her şey sonuçlanmış olacak sanırım. Daha kesin olur bazı şeyler o zaman, eğlenirim, eğleniriz falan. Bekliyorum şimdilik, neyi beklediğimi tam olarak bilmesem de bekliyorum, umarım beklediğim şeyler beklediğim kadar bekletmez, bekletirse de beklediğim gibi gerçekleşmez. Bekletmezi bir kaç kere yazdıktan sonra sanki anlamını unuttum gibi oldu, oluyor böyle bir durum ne denir, neden olur bi fikrim yok. İlk olarak 10 yaşlarında farketmiştim, abim bilgisayarda uğraşırken yanında abi bende sıra falan diyordum abime, yaklaşık 57 kere abi dedikten sonra bi an durup “ulan abi ne anlama geliyordu” diye sordum kendime, bi 5 dakika da ne anlama geldiğini anımsayamadım. Dikkat et hatırlayamadım demiyorum. Neyse işte oluyor böyle arada, az önce de böyle oldu. Umarım doğru anlamı ile kullanabilmişimdir.

On the party,
I’m in the party
All alone in my party
I’m alone in my party.

Next Time, Fornicras (lolz thats me)

Aytuns

Şaka maka (maka da ne demekse), öyle böyle falan filan derken yaptığım tırı vırı iki parçayı albüm haline getirip aytuns ve diğer müzik paylaşım sitelerine koydum sipotifay falan da var. Android Peasants için gugıl piley bile var ama gugıl piley Türkiye de yok. Neyse işte. Hayatta apaçık bir şekilde farkedebilinecek bir şey yaptım ilk kez. Şuana kadar 2 kişi satın almış, onların da kafasından ne geçiyordu bilmiyorum.

Satın almayı arzuluyorsan burada linke tıklayabiliyormuşcasına…

Multitasking

Evet.

Bunu yazarken aynı anda üç işi daha yapıyorum. Müzik dinliyorum, üzerime vazife olmayan bir kapağın görsellerini hazırlamak için sürekli revizyona gidilen boktan bi kapağı düzeltmeye çalışıyorum, aynı zamanda söz yazıyorum. Söz dediysem böyle baya sağlam. Peki bunları neden yapıyorum, niye yapıyorum? Günün sonunda sevilmek için işe yaraman gerekiyor da o yüzden.

Ayrıca, tasarımda kullandıkları Caviar Dreams adlı fontun allah belasını versin. (Evet allah küçük harfle ama Evet büyük harfle başlıyor var mı bir itirazınız, zaten varsa da iletemezsiniz)

Yaptığım şeylere bi bakıyorum da, her şeyden anlamak zorunda değilim. Kafam çok karışıyor. Ama yaptığım şeyi de iyi yapmaya çalışıyorum. Ve övünmek gibi olacak (çünkü övünüyorum), benim başardıklarımı sanırım tek başına başka kimse başaramazdı. Ki daha hiç bir şey başaramadım. O da ileride, umuyorum.

I’ll give you what you want, without taking from you.

Judgement of Yesterday

(Alıntıları hangi formatta yazdığımı hatırlamıyorum sanırım çok geç oldu)

(Saate baktım, pek de geç değil.)

 

Backwards

Never smoked that uh,

I’m so messed up

People talk

People talk

What the fuck

Did you just ask us

_

Why bad bitches

Made my time backwards

I said why bad bitches

Made me thinking backwards

Why bad bitches

Made my time backwards

I said why bad bitches

Made me falling backwards.

Uzun Zamandır Yapmadığım Şeyler

Buraya yazamamak gibi mesela. Ya da yazmamak da olabilir bilmiyorum. Söylemeliyim ki, nadir görülecek bir siteye bile olsa içini dökmek ya da düşüncelerini açmak fikri o kadar da akıllıca değil. Başta da öyle değildi ama yine de yapmıştım, bunun hala arkasında olmalıyım ki şuan bunu yazıyorum. Neyse konu uzun zamandır yapmadığım şeyler. Eğlenememek bunun başında geliyor sanırım, büyük bir eksik değil fakat seni gören insanların enerjisini bile götürebilecek bombok bir durum. Düşünün insana neler yapar… Nelerden alıkoydum kendimi sırf bu yüzden, istesem de yapamıyor olmam durumu daha bombok bir hale getiriyor. Bazen eğlenir gibi oluyorum da on iki milisaniye falan sürüyormuş gibi oluyor. Onun dışında müziği bıraktım mesela ama tekrar başladım tabi bıraktığım yerden başlamadım o yüzden ilkini bıraktım şuan ikincisindeyim, böyle garip bir şey. Önceden yaptığım amatör prodüktorlük eserlerime bakıp hala gurur duyuyorum, iyi oldukları için değil; ben ne cesurmuşum da miksten yoksun şarkıları oraya atabilmişim diyorum. Şuan biraz daha iyileşti, her ne kadar synth ve drum kit’li müzik prodüksiyonuna devam etsem de -ya da amiyane tabirle: “beat”- daha akustik müziğe kaydığım söylenebilir, gitar ve diğer akustik enstrümanlarla beraber. Gitar çalmaya başlayalı iki yıl bile olmadı ama bazı konularda kendimi gayet ilerlettiğimi düşünüyorum. Ondan sonra piyanoya geçtim. Sağda solda bulduğum piyanolarla başlayan o heves, sonunda eve bir klavye almamla devam etti. Şimdi sırada koleksiyon yapmak var. Bulduğum parayı gitara bastığım için yurtta açlıktan kilo verdim. Dört-beş haftadır zeytin ezmesi yiyorum sabah-öğle-akşam, yurttakiler de “yazık be çocuğa” moduna giriyor olabilirler. Sonra iki bin liraya gitar aldım deyince şaşırmıyor değiller tabi. Ne yapmıyorum başka? Dinlediğim müzikten keyif almıyorum mesela, önceden başka diyarlara götürürken o müzikler beni -bu deyimi de hep kullanmak istemişimdir- şimdi sadece aklımı meşgul etsin diye orada sanki. He birde, yıllardır merak ettiğim birini artık merak etmiyorum. Bazı şeyler kafanda daha iyiyken gerçekte çok kötü olabiliyor, bu hayal kırıklığını çok yaşadım. O yüzden uzun zamandır yapmadığım şeyleri daha da uzun bir zaman boyunca yapmamayı temenni ederek. Saçma sapan ve bu yazıyla tamamen alakasız -belki bir kaç dizesi alakalı?-, sırf şuan dinliyorum diye yazmak istediğim bir şarkı alıntısı ile bitiriyorum.

hepsine alışıyor insan hepsine ne fena
ilaçlar var sevdiğim
yıllardır görmediğim
birileri var birileri yoktu galiba
yapmak istemediklerim
yapmayı çok istediklerim
kandırıyorum
herkesi
önce kendimden başlıyorum
sanırsın şeytan taşlıyorum.

Büyük Ev Ablukada, Hepsine Alışıyor İnsan